14 Nisan 2013 Pazar

İpek mendillerimiz

"Oradan sana ne alayım?"
"Nesi meşhurmuş?"
"Bilmem."

Bir Pazartesi sabahına inat kontrol edilemez bir coşku vardı içinde. İmkan olsaydı, mesela Pazartesi günü bir A4 kağıdı olsaydı bu coşkuyu kağıdın köşesine zımbalamak isterdi.
Küslüğün insanın boyunu bir cm bile uzatmadığı bir dünyada, konuşmadığı insanları düşündü. O'nunla ise son konuşmaları böyle olmuştu.
Çemberimde Gül Oya'da sadece bilenlerin bildiği bir sahne vardır. Sultan Yurdanur'a söyler. "Bir ipek mendil kuruyana kadarmış dargınlık"
Biz seninle kaç ipek mendil kuruttuk beraber acaba diye seslendi asansörün aynasındaki kendine. Yüzünde az önceki o coşkuyu aradı. Neyseki tamamen gitmemişti. Aman!
Kapıdan çıkarken Haydar Efendiyi gördü. Bina Görevlisine efendi diyen kaç kişi kalmıştı dünyada. Başıyla kısa bir selam verdi. Haydar Efendi ona hiç küsmeyecekti. Belki oğluna azarı basacaktı sokak ortasında aklına estikçe. Yo hayır, pazartesiye inat elinde kalan coşku kırıntısı dağılıp un ufak oluyordu. Şu anda O'nu ve oğlunu düşünmeyecekti. Haydar Efendi kendisine hiç küsmeyecekti. Bu duygu bir insanı nasıl mutlu hissettirir bilemezsiniz. Gitti işte. Normalden bile fazla süren zımbalanmış coşkuyu söküp attı. Apartmandan çıkarken adımını atıp gökyüzüne baktı.

"Tamam. Şimdi mutlu musun?"

Sonrası klasik bir Pazartesi. Hatta Salı, Çarşamaba diye gitmekte. İnsan yüzleri, kuru ve endişeli kalabalıklar, panik, yalancı birkaç gülüş, bir içten kahkaha, sokak lambaları ve çöp arabası..

Hayat Brezilya dizileri gibi değilse mutluluğun tanımını yapmak oldukça zor ve göreceli. Herkes mutsuzlukluarına göre mutluluğu tarif ediyor. Sen ise konuşmuyorsun. Bu kadar olmaz ki. İçine atmaaa, biliyorsun işte dünyadaki bütün kötü hastalıkların sebebi bu diyeceğim geliyor ama sen içine atmazsın. Şaşırtıcı ama kendi içinden alıp benim içime atıyormuşsun gibi geliyor bazen. Olsun. Ben elimde tutuyorum ipek mendillerimizi. İpek mendil koleksiyonumuz olmuş anne. Hem de renk renk. Olsun. Ben ilerde konuşmadığımız günleri hatırlamayacağım. İpek mendillerden de kendime bir masa örtüsü yaparım. Diye düşündü kadın.


    Özür dilerim sevgili kahraman. Başka bir zaman belki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder