Beni bırakın bu caddelerde.
Değişimin bünyemde sarsıcı etkisini yarattığı kustal Çarşamba'm. Sen de böyle yapma ne olur. Zaten hiç kolay değil, bir de sen gelme üstüme.
Tozlu raflar neden tozludur bilir misiniz? Zaart yanlış cevap; temizlenemediğinden değil. Hiç dokunulmamanın verdiği hüzün birikir üstlerine.
Güneş içimi ısıtmıyor, gölgeler çok soğuk, üstüm çok ince. Kaldırım taşları ayak tabanıma bir hikaye anlatıyor ve bunların hepsi bana seni hatırlatıyor.
Ağzında iki kelimeyi zorla çıkaran kadın; seni bir vadiye götüreceğim. Kelebekleri salacağım üzerine. Çığlık atman üstündeki yorgunluğu alacak. Yenileneceksin. Daha kıvrak konuşacaksın artık.
Beni bırakın bu caddelerde. Arkanıza bakmayın.
Bahar telaşı değil, kış istiyor canım. Bu son dediğime inanmayın.
Hala yapılamayan Kadköy'ün cefakar kaldırımları... Ben bunları yazarken de bitmiş olamayacaksınız.
Beni diri tutan, beni ayakta tutan, yıkılmama izin vermeyen bütüün hücrelerim. Size sesleniyorum; Levo benim için söylesin bu sefer. Hadi ama. Beni bırakın bu caddelerde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder